Türk Mitolojisiyle Diğer Mitolojiler Arasındaki Benzerlikler ve Farklılıklar
Mitoloji

Türk Mitolojisiyle Diğer Mitolojiler Arasındaki Benzerlikler ve Farklılıklar

Elif
Elif

Dünyada yaşamış birçok kültür ve bu kültürlerin aktardığı onlarca mitolojik hikaye var. Her ne kadar birbirinden uç coğrafyalarda olsa bazı anlatılar birbirine şaşırtıcı derecede benzer. Örneğin Türk mitolojisi birçok farklı kültürü etkilemiş anlatılara sahiptir. Bu içeriğimizde öncelikle çeşitli mitolojilerin yaratılış hikayelerini ve benzerlikleri inceledikten sonra Türk mitolojisinden aslında ne kadar fazla esinlenilmiş olduğunu fark edeceğiz. Hazırsanız başlıyoruz:

Türk Mitolojisinde Yaratılış Hikayesi

Bütün etnik-kültürel sistemlerde ve halkların yarattığı kozmogonik metinlerde ilk başlangıç hep kaos olmuştur. Bu boşluk bir halk için başlangıç, diğeri için karanlık, başka bir halk için ise su olmuştur. Çünkü kaosla su aynı şey gibi görünmüştür. Türkler için yaratılış suyla başlar. Türk mitolojisine göre ilk başta yer ve gök yoktur; yalnızca sonsuz bir deniz vardır. Yaratıcı Tanrı Ülgen kuşa dönüşerek suların üstünde uçmaya başlar ancak konacak bir yer bulamaz. Bunu üzerine gökten gelen bir ses Ülgen'e denizden çıkan bir taşı yakalayıp, konmasını söyler. Ülgen bu taşa konduğunda ne yapacağını bilemez. Ülgen yerin ve göğün yaratılması gerektiğini de düşünür ama bu işi bunu nasıl yapacağını bilemez. Bunun üzerine sonsuz denizin içinden çıkan Ak Ana Ülgen'in karşısına geçer ve yeri ve göğü nasıl yaratacağını anlatır. Ak Ana'nın yardımıyla işe başlayan Ülgen, yere ve göğe "Olun!" diyerek dünyayı ve evreni altı günde yaratır. Yedinci gün Ülgen dinlenip uyur.

İlgili içerik: Türk Mitolojisine Giriş: Tanrıların Hikayeleri ve Görevleri

Yunan Mitolojisinde Yaratılış Hikayesi

Başlangıçta kaos vardır ve kaostan Gaia (yeryüzü) çıkar. Gaia, Pon­ tos (deniz) ve Uranüs'ü (gökyüzü) yaratır. Pontos'un Gaia'yla birleşmesinden Nereus, Thaumas, Phorkys ve Keto doğar. Uranüs'ün Gaia'yla birleşmesinden Tepegözler denilen Kykloplar ve Titanlar meydana gelir. Ayrıca Gaia, Uranüs'ün yardımıyla nehirleri, tepeleri, denizleri ve bitkileri yaratır.

İlgili içerik: Yunan Mitolojisi Tanrıları: Tanrıların Hikayeleri ve Görevleri

Sümer Mitolojisinde Yaratılış

Evrende ilk olarak Tanrıça Nammu adında büyük, uçsuz bucak­ sız bir su vardır. Tanrıça o sudan büyük bir dağ çıkarır. Oğlu Hava Tanrısı Enlil onu ikiye ayırır. Bunun üzerine gökler yaratılır ve Gök Tanrısı onu alır. Yer olan altı da Yer Tanrıçası ile Hava Tanrısının olur.

Çin Mitolojisinde Yaratılış

Zamanın en başında her yerde bulanık bir kaos vardır. Bir gün bu karanlık ve biçimsiz ilk kütleden kocaman bir yumurta çıkar. Aradan 1 8 bin yıl geçince, ayrılmaz karşıtlar dişil yin ve eril yang kozmik yumurta içinde dengeye ulaşır. Bu denge dünyanın ilk insanı Pan Gu'yu ortaya çıkarır. Bu ilk kişi, tüm insanlığın atası sayılır. Uzun bir uykudan uyandıktan sonra, bir baltayı kapıp uzun bir uğraş sonu­ cunda kendisini yumurtadan kurtardığı söylenir. Onun yumurtayı kırıp çıkmasıyla birlikte, hafif ve berrak bir madde yumurta kabuğunun dışına doğru akarak yukarıya doğru süzülür ve orada gökyü­züne dönüşür. Başka bir maddeyse aşağıya doğru inerek katılaşır ve orada yeryüzüne dönüşür.

Okyanusya-Avustralya Mitolojisinde Yaratılış

Yaratıcı Tanrı Tangaora, deniz tanrısı ve balıkların, deniz canlılarının ve sürüngenlerin atası sayılırdı. Okyanusya halkları yaşamın temelini onun attığına inanırdı. İnanışa göre gökyüzünün ve yeryüzünün doğuşu onun dünya yumurtasından çıkmasının sonucunda oluşmuştur.

Tangaora'nın bu yumurtayı kırması sonucu üst taraf gökyüzüne ve alt taraf yeryüzüne dönüşür. Tangaroa'nın bitki ve toprak tanrısı olan diğer kardeşi Tane'yle ilişkisi gergindir. İki kardeşin birbirine zıt olan deniz ve toprak tanrısı olmaları aralarındaki ilişkiye de yansır.

Lilith ve Türk Mitolojisinde Albastı (Al Karısı)

Yaratılış hikayelerinin dışında başka anlatılarda Türk mitolojisinin izlerini görebilmemiz mümkün.

İncil'de ve Kur'an-ı Kerim'de Adem'in eşi olarak yaratılan ilk kadının Havva olduğu söylenir. Havva, Adem'e sadık kalıp ona biat etmesi için Adem'in kaburga kemiğinden yaratılmıştır, Adem gibi topraktan yaratılmamıştır. Bu olgu Tevrat'ta da yer alır (Tevrat'ta Tekvin BAP 2: 22, 23; Kur'an'ı Kerim'de Nisa: 1; İncilde Yaratılış 2: 18-24). Ancak Tevrat'ta Tekvin BAP 1: 26Öa yer alan surede insa­nı dişi ve erkek olarak evrenin yaratılışının 6. gününde yaratıldığı söylenir. Bu durumda Havva'nın yaratılan ilk kadın olmaması akla gelebilir. Nitekim birçok Yahudi dini kaynağa ve Talmud'a göre, Bap'ın 1. bölümü'nde Adem'le birlikte yaratılan dişi Lilith, Bap'ın 2. Bölümü'nde yaratılan dişi Havva'dır.

İlgili içerik: Tarihin ilk Feministi Lilith Efsanesi ve Hikayesi

Tevrat'ın ilerleyen bölümlerinde Lilith'ten bahsedilir. Yeşeya 34:14'te "Yabanıl hayvanlarla sırtlanlar orada buluşacak, tekeler karşılıklı böğürecek. Lilith oraya yerleşip rahata kavuşacak" denmektedir. İnanışa göre Lilith Adem'le eş zamanlı yaratıldığından kendisini Adem'e eşit görmektedir ve Adem'e tabi olmayı reddeder. Lilith, Adem gibi topraktan yaratıldığını savunup Adem'e eşit olduğunu düşünür. Adem'le cinsel ilişki sırasında Adem’in baskın olmasını aşağılayıcı bularak itiraz eder. Kendisinin de Adem gibi topraktan yaratıldığını, yani eşit olduklarını savunur.

John Collier / Lilith - 1887

Adem'e tabi olmak istemeyip en sonunda Tanrı'nın kutsal isimlerinden birini kullanıp cennetten uçup gider. Çevresindeki cinlerle ve cinlerin kralı Şamael'le (şeytan) ilişkiye girer ve onlardan çocuklar doğurur. Tevrat'ta anlatılanlara göre, cennette yalnız kalan Adem, Tanrı'ya dua ederek Lilith'i geri ister. Tanrı üç meleği geri çağırmak üzere Lilith'e gönderir. Meleklere, dönmediği takdirde her gün yüz çocuğunun öl­ dürüleceğini emreder. Melekler Tanrı'nın yanından ayrılarak Lilith'i izlediler ve onu Mısırlıların intihar etmek için kullandıkları suyun ortasındaki adacıkta buldular. Ama o kesinlikle dönmeyeceğini bildirir; ve tehdit yerine getirilir. Lilith duyduğu acıyla bundan sonra, bütün hamile ve doğum yapmış kadınların, bebeklerin baş düşmanı olmaya yemin eder. Erkek çocukların doğduktan sonra ilk sekiz gün, kız çocuklarınsa ilk yirmi gün içinde canını alacaktır. Sadece yakınlarında bu üç meleğin ismi ya da şekli bulunanlara dokunulmayacaktır. Lilith'in yeni doğum yapmış kadınlara ve yeni doğan bebeklere yönelttiği tehdit Türk mitolojisindeki "Albastı" figürüyle benzerlik gösterir. Türk dillerinde "korkulu ruh, eziyet verici ruh, ev cini ve doğum sırasında zarar veren kötü ruh'' gibi anlamlara sahiptir. Kazak metinlerinde, korkulu ve zararlı ruhlar kategorisine ait olan “Albastı" iğrenç görünüşlü bir varlık olarak betimlenir. O inanışa göre çocukları kaçırıp onlara memesinden süt verir ve böylece onları öldürür. Altayların inançlarında "Albastı': yeraltı dünyasıyla ilgili olup kötülük verici ruhlardandır. Bu ruhlar yer altı dünyasının ve ölüler ile cehennemin saltanatının hakimi olan Erlik'in hizmetindedirler. Anadolu’da yeni doğum yapmış evlerde annenin ve çocuğun bulunduğu odaya "Albastı"dan korunmak için dikenli gül, bıçak veya hançer konulur. Annenin başına kırmızı bir bez bağlanır. Doğum yapmış kadın yalnız bırakılmaz.

Ayrıca "Lilith" ismi, Sümer Aşk Tan­ rıçası İnanna'nın ağacına yuva yapıp onu kestirmeyen cinin adıdır.

İskandinav Mitolojisi'nin Yaşam Ağacı: Yggdrasil

Yggdrasil, İskandinav mitolojisindeki kutsal yaşam ağacıdır. Ona aynı zamanda "Dünya Ağacı" da denilir. Yggdrasil 9 dünyayı, alemi dalları aracılığıyla birbirine bağlar. Yggdrasil'in en tepesinde kartal Vedrfolnir bulunur. Bu kartal buradan tüm dünyayı gözler. Odin, runların (runik yazıların) sırrını öğrenebilmek için Yggdrasil'in dallarında dokuz gece boyunca asılı kalmıştır. Yggdrasil mitolojide genellikle uzun yaşamı, bereketi, yeniden doğuşu ve bilgiyi temsil eder. Edda'da anlatıldığına göre Yggdrasil yerin dibinden gökyüzüne uzayan yüce bir ağaçtır. Yggdrasil'in tüm dünyayı örten dokuz dalı ve uçları göklerde başlayan üç kökü vardır. Bu köklerin her biri bir kaynaktan suyunu almaktadır. Köklerden biri Asya'lıların oturduğu Asgard'ın (Asyalıların yurdu) altındadır.

İlgili içerik: İskandinav Mitolojisi Tanrıları ve Yaratılış Hikayeleri

Yggdrasil'in kökleri altında kutsal suyun bulunması bize Türk Mitolojisinin dünya ağacının "hayat suyu"nu hatırlatır. Türk Mitolojisi'nde dünya ağacı, bazen "hayat suyu" inancıyla da birleş­miştir. Mesela Altay efsanelerinin bazılarında "Hayat Ağacı" göğün 12. katına kadar yükselen "dünya dağı"nın üstündeki "kayın ağacı" olup altındaki çukurda yer alan bu "hayat suyu" bazen ölümsüzlük veya yeni bir güç, bazen da sağlık veya gençlik bahşederdi.

"Hayat Ağacı" veya "Dünya Ağacı" kavramı Türk mitolojisinde de önemli bir yere sahiptir. Türklerde halı ve kilim desenlerinde hayat ağacı bir motif olarak oldukça yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Hatta mezar taşlarında bile hayat ağacı motiflerini görebilmek mümkündür. Türklerde şamanlar hayat ağacını kullanarak gök tanrıya ulaşırlar­dı. Altay mitolojisinde bu kutsal ağacın tepesinde Tanrı Bay Ülgen otururdu. Şaman davullarında da hayat ağacı resmedilmişti. Türk­lerin hayat ağacının da (Yggdrasil gibi) 9 dalı bulunurdu. İlginçtir ki Türklerin hayat ağacının en üstünde de insan ruhlarını temsil eden bir kuş bulunmaktaydı. İskandinav mitolojisinde de Yggdrasil ağacının ortasında insanların yaşadığı yer olan Midgard (Orta Dünya) bulunur. 'Altay Bilik" adlı kitapta da Türklerin hayat ağacının ortasında insanların yaşadığı bir "orta dünya"dan bahsedilir: "Bizim üzerinde yaşadığımız orta dünya yerin üstündedir. Orta dünyanın görünen ve görünmeyen iki dünyadan ibaret olduğunu söylenir. Orta dünyanın düz kısımları (dağ vadileri ve bozkır), yani görünen tarafı insanlara aittir.

Yggdrasil, üst ve alt alemleri birbirine gökkuşağıyla da bağlar. Aynı şekilde Türk mitolojisinin "Hayat Ağacı"da dünyaları gökkuşağıyla bağlamaktadır. Şamanizmin en kutsal motiflerinden biri olan Hayat Ağacının İskandinavya'ya Türk Mitolojisinden aktarıldığı sonucu ortaya çıkabilir.

Kaynak: Türk Mitolojisi / Bahattin Uslu, Vikipedi