16. yüzyıl Avrupa’sına Moda Yolculuğu: Turquerie Akımı
Kültür ve Dahası

16. yüzyıl Avrupa’sına Moda Yolculuğu: Turquerie Akımı

Cansu Saçı
Cansu Saçı

Turquerie (Türköri), 16. yüzyılda Batı Avrupa topluluklarının özellikle Fransızların Türk sanat ve kültüründen etkilenerek başlattıkları moda akımını tanımlamak için kullanılır. Bu dönemde Osmanlı İmparatorluğu sadece siyasi olarak değil sanat, dil ve edebiyatta da en kudretli olduğu dönemi yaşıyordu. Anadolu toprakları dünya için cazibe merkezi olurken, yeni yeni tanınmaya başlayan Türk kültürü bütün Avrupa’yı büyülemişti. Osmanlı İmparatorluğu Batı ülkeleriyle diplomatik ve ticari ilişkilerini geliştirdikçe Türk sanatı, mimarisi ve müziği gün geçtikçe daha  popüler olmaya başlamıştı. İşte Turquerie akımı böyle bir ortamda doğdu.

16. yüzyıla Kadar Bilinmeyen Egzotik Bir Kültür

Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi olarak Avrupa bölgesinde baskın güç olması, Türk kültürüne olan merakı her geçen gün artırıyordu. Elçiler ve tüccarlar kendi ülkelerine döndüğünde sık sık Türk ürünlerini yanlarında hediye olarak götürüyordu. Artık şatolarda yapılan düğün merasimleri Türk usulü yapılıyor, evler Türk halılarıyla süsleniyordu. Misafirlere Türk kahvesi sunuluyor, bahçelere rengarenk lale çiçeği dikiliyordu. Bugün bütün tarih kitaplarında 19. yüzyıldan sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun Batılılaştığı yazar. Fakat 19. yüzyıldan çok önce Batı tamamen Türk kültürünün etkisinde kalmıştı. Avrupa’nın önemli kentlerinden Paris, adeta İstanbul’un bir mahallesini andırıyordu. Bu benzetme dönemin bütün diplomatlarınca benimsenmişti. Peki Turquerie akımı Avrupa sanatına nasıl yansımıştı?

Ünlü Ressamların Tablolarında Sıkça Kullandığı Bir Obje: Türk Halısı

16. yüzyıldan sonra Türklerin nispeten bilinmeyen kültürleri Avrupalıların hayal dünyasını oldukça zorlamış görünüyor. Bugün hala Türk kültürüyle anılan dokuma halılar, 16. yüzyıl resimlerinde sıkça karşımıza çıkıyor. Türk kültürünün taklidi belki yeni bir Rönesans yaratmıyordu fakat Fransa’dan İngiltere’ye Hollanda’dan İtalya’ya kadar ressamların çoğu Turquerie akımına kapılmıştı. Dönemin aristokratları, Türk kıyafetleri içinde Osmanlı asilzadesi edasıyla poz vererek tuvallerini yaptırıyordu. Tahmin edileceği gibi bu tuvallerin en dikkat çeken objesi Türk halılarıydı. Aynı zamanda Osmanlı’nın geleneksel sanatı olan Minyatür, artık Avrupa el yazmalarını süslemeye başlamıştı. Halı dokumalarında kullanılan desenler Avrupa sanatçılarını o kadar etkilemişti ki bu desenler minyatür sanatı aracılığıyla kitaplara işleniyordu. Sadece resim sanatı değil, Avrupa’da yaşayan pek çok sanatçının hayal gücü oryantalizmden besleniyordu. Bu nedenle 16-18. yüzyıl Avrupa sanatının her alanında Türk esintilerinin izlerini görmek mümkün.

Türk Gibi Giyinme Modası

A La Turca kavramının bu dönemde ortaya çıktığını biliyor muydunuz? 16. yüzyıldan sonra Türk kültürünü tanımlamak için kullanılan bu kavram özellikle Türk tarzı giyim modası için kullanılıyordu. Davetlerde muhteşem kumaşlardan yapılmış Türk kıyafeti giymek, zenginliğin sembolü olarak kabul ediliyordu. Bu nedenle A La Turca kıyafetlerle portre resim yaptırmak dönemin en yaygın modasıydı. Osmanlı saray hareminin gizemi ve kadınları Avrupa’yı büyülemiş durumdaydı. Zengin kadınların en büyük “lüks eşyası” Türk kıyafetleriydi. Dönemin kayıt defterleri incelendiğinde Avrupa’nın Osmanlı Devleti’nden yoğun bir şekilde kumaş ithal ettiği görülüyor. Bu durum hem zenginliğin hem de dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmenin göstergesiydi. Başka bir ifadeyle Türk kültürü, statü sembolü olmuştu.

Yeni Bir Eksen Kayması: A La Turca’dan A La Franga’ya

Nargile, lokum, halı, tütün, serpuş, minyatür, seramik, kumaş, takunya ve ebru sanatı gibi Türk kültürüne ait akla gelebilecek her şey 19. yüzyıla kadar Avrupalılarda hayranlık uyandırıyordu. Fakat bu tarihten sonra Alaturka kavramı yerini Alafranga kavramına bırakmaya başlamıştı. Alafranga, Frank usulü yeni bir moda akımıydı. Fransa’da 1789 yılında yaşanan devrim tüm dünya ülkelerini etkilemeye başladı. Bu etkilenme sadece siyasi alanda değildi. Fransızların dil, sanat ve yaşam tarzı modern olmanın ölçütü olarak kabul edilmeye başladı. Osmanlı’da artık Batılılaşma kavramı ön plana çıkıyordu. Giyim modasından demokrasi kültürüne, mobilyalardan edebiyata kadar her alanda muhteşem bir dönüşüm süreci başlamıştı. Paris hem Avrupa’nın hem de dünyanın referans kentiydi. Dolayısıyla bu süreçten sonra Alaturka olan her şey modası geçmiş ve rüküş kabul edilmeye başladı. Böylece Turquerie akımı da tarihin tozlu sayfalarında yerini almış oldu.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Minyatür Sanatı Nedir? Minyatürler Hakkında Merak Edilenler

İğne ve İpliğin Zarif Buluşması: Nakışın Hikayesi