Osmanlı Dönemi’nde Bir Şair: Nigar Binti Osman
Kültür ve Dahası

Osmanlı Dönemi’nde Bir Şair: Nigar Binti Osman

Elif Palaz
Elif Palaz

Osmanlı döneminde hem kadın olmak, hem şair olmak, hem de feminist bir şair olmak! İşte bunların hepsini başaran güçlü bir kadın Nigar Binti Osman. Bu içeriğimizde Osmanlı döneminde şiir hakkında bilgi edinebilir, şair Nigar Hanım’ı daha yakından tanıyabilirsiniz. Keyifli okumalar.

İlginizi çekebilir: Çok Yönlü Bir Dahi: Matrakçı Nasuh, Hayatı ve Eserleri

Nigar Binti Osman’ın Hayatı

Osmanlı Dönemi’nin en ünlü şairlerinden biri olan Nigar Hanım, 1862 yılında aristokrat bir ailenin kızı olarak İstanbul’da dünyaya gelir. Osmanlı döneminde sanatını icra etme cesareti gösteren her kadın gibi Nigar Hanım’ın ailesinin de saray ile bağlantısı vardır. Kız çocuklarını eğitmenin önemli olduğunu düşünen bu aristokrat aileler, çocuklarına özel dersler aldırmakta ve sanat zevki aşılamaktaydı. Nigar Hanım’ın Osmanlı ordusunda yarbay olan babası Osman Paşa da müziğe ve sanatın diğer dallarına olan özel ilgisiyle tanınırdı. Pek çok dil bilen Osman Paşa, bir asker olmanın yanı sıra dönemin entelektüel isimlerindendi. Nigar hanım bu özelliklerinden dolayı babasına hayran bir çocuk olarak büyüdü.  Hatta şiirlerinde Nigar Binti Osman adını kullanarak babasına olan büyük sevgisini her zaman gösterdi.

Yaşadığı Zorluklar Karşısında Ayakta Kalmaya Devam Eden Bir Kadın

Nigar Hanım’ın hayatı, şair kimliğini derinden etkileyen pek çok trajik olaya sahne olur. Kardeşinin talihsiz bir kaza sonucu ölmesi, babasının intiharı ve eşinin sadakatsizliği sanatını sentimental bir çizgiye kaydırır. Nigar Hanım 13 yaşında yaptığı evliliğini, hayatının en büyük hüznü olarak tanımlar. Günümüzde hayret edilecek bir olay gibi görünse de o dönemde kız çocuklarının erken yaşta evlenmesi son derece normal karşılanan bir durumdur. Fakat bu evlilik şairin ruhunda onarılması zor yaralar açar. Aslında şairin eşiyle olan ilişkisi şiirlerindeki melankoli ve romantizmi besleyen temel unsurlardan biridir. Özel hayatındaki mutsuzluk hali, şiirlerinde hayatı daima acı verici yönleriyle yansıtmasına sebep olur. Bu nedenle aşk, umutsuzluk, anlaşılmama, yalnızlık, dışlanmışlık ve ölüm onun en fazla işlediği konular arasında yer alır.

Osmanlı Şiir Sanatı ve Edebiyatının Öncüsü: Nigar Binti Osman

Nigar Hanım edebiyat tarihi içinde çok özel bir yere sahiptir. Onunla birlikte şiirlerdeki eril dil yerini dişil bir söyleme bırakır. Bugün neredeyse kimsenin hatırlamadığı şairin, yayınlanmış 5 adet şiir kitabı bulunur. 1887 yılında ilk kitabı Efsûs I yayınlandığında şiirleri döneminin aydın “erkekleri”nin büyük beğenisini kazanır. Nigar Hanım’ın yaşadığı dönemde kadınların hangi renk ferace giyeceği ya da hangi saat aralığında dışarı çıkabileceği gibi “ahlaki” konular padişahın fermanıyla düzenlenirdi, dolayısıyla geleneğin sınırları içinde hapsedilmiş olan kadınların şiir yazması hatta bir şiir kitabı çıkarması alışılmış durumun çok dışındaydı.

Nigar Hanım Osmanlı’da Tiyatro Senaryosu Yazan İlk Kadındır

1891 yılında Efsûs’ün ikinci cildi yayınlandığında Nigar Hanım artık genç kız kimliğini bırakmış, hayattan beklediğini bulamayan bir kadın kimliğiyle karşımıza çıkar. 1896 yılında üçüncü kitabı Nîran yayınlandığında ise Nigar Hanım artık Türkiye’nin önde gelen şairleri arasında yerini alır. 1899 yılında nazım ve nesir olmak üzere iki bölümden oluşan Aks-i Sada ve 1916 yılında ise son şiir kitabı Elhan-ı Vatan yayınlanır. Nigar Hanım’ın eserleri sadece şiir kitaplarıyla sınırlı değildir. Servet-i Fünûn ve Hanımlara Mahsus Gazete başta olmak üzere pek çok dergi ve gazetede; hikaye, tiyatro, çeviri, makale ve deneme gibi türlerde de yazıları yayınlanır. Ayrıca Nigar Hanım Osmanlı döneminde tiyatro senaryosu yazan ilk kadındır.

Şair Nigar Binti Osman, Bugün Feminist Kimliğiyle Kadınlara İlham Olan Bir Figür

Nigar Hanım kendi döneminde şair kimliğiyle öne çıktığı kadar feminist kimliğiyle de adından sıkça söz ettirir. Kadın sorunu üzerinde ısrarla durmakla birlikte cinsiyetler arasındaki eşitliğin, kadın ve erkeğin birlikte eğitim almasıyla gerçekleşebileceğini iddia eder. Osmanlı devletinin geleneksel toplum yapısında var olan “kaç-göç” adetini de yok sayarak Türk kadınlarının öncüsü olur. Türkiye’de kadın ve erkeğin bir arada olduğu kültür ve sanat toplantıları ilk kez onun evinde düzenlenmiştir. Şişli’deki evinde aralarında Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem ve Pierre Loti’nin de bulunduğu pek çok entelektüelle düzenli olarak toplantılar organize eder.

Nigar Hanım, kadın şairlerin az olduğu, var olanların da erkek isimlerinin ardına gizlendiği karanlık bir dönemde gerçek bir cesaret timsali olur. Gerçek kimliğini hiçbir zaman saklamadığı gibi bütün hissettiklerini de samimiyetle dile getirir. Her açıdan diğer hemcinslerinden farklı ve yeni bir imaj oluşturmasıyla modernleşme sürecinin öncüleri arasında yer alır. 1918 yılında hayata gözlerini yumduğunda, ileride pek çok kadının ilham kaynağı olacağından habersizdir. Bugün Nigar Hanım’la benzer zorlukları yaşayan kadın şairler için onun hikayesi ve şiirlerinin ayrı bir önemi vardır.