Geleneksel Türk Gölge Oyunu: Karagöz ve Hacivat
Kültür ve Dahası Sanat

Geleneksel Türk Gölge Oyunu: Karagöz ve Hacivat

Rumeysa Erol
Rumeysa Erol

Karagöz oyunu; güçlü bir ışık kaynağının aydınlattığı perdede, sopalar yardımıyla, çoğunlukla deve derisinden yapılmış “tasvir” denilen şekillerin hareket ettirilmesine dayanan bir gölge oyunudur. Geleneksel Türk tiyatrosunun en bilinen ve belki de en sevilen türlerinden biridir. Bu kadar sevilmesi boşuna değildir elbette. Karagöz oyunu, her şeyden önce kültürel yapı ve çeşitliliğimizin bir yansımasıdır. Hepimiz, tanıdığımız ve sevdiğimiz şeylerle birlikte o perdenin önüne çıkmışızdır günün birinde ama bundan belki de hiçbirimizin haberi olmamıştır. Hatta Karagöz oyunu belki de mizah anlayışımızın bize yüzlerce yıl öncesinden yolladığı bir mektuptur da biz onu hiç gidip postadan almamışızdır. Belki de Osmanlı’da Ramazan gecelerinin vazgeçilmezi olan bu geleneği yeniden hatırlamak ve ona gereken özeni göstermek için en doğru zaman tam da şu andır. Çünkü neredeyse her konuda olduğu gibi geleneksel değerlerin korunmasında da bazen “yarın çok geç olabilir”.

Bu içerik de ilginizi çekebilir: Minyatür Sanatı Nedir? Minyatürler Hakkında Merak Edilenler

Karagöz ve Hacivat Nasıl Ortaya Çıktı?

Gölge oyunlarının kökeni Çin, Hindistan, Orta Asya ve Japonya’ya kadar uzanmaktadır. Fakat Osmanlı topraklarına nasıl geldiğiyle ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Anlatılan bir rivayete göre Karagöz ve Hacivat, tarihte gerçekten de yaşamış iki şahsiyettir. Orhan Bey döneminde Bursa’da bir cami inşaatında çalışan Kambur Bâli Çelebi (Karagöz) ve Halil Hacı İvaz (Hacivat) ismindeki bu zatlar nükteli sohbetleriyle diğer işçileri etraflarında toplarlarmış. Bu durumun cami inşaatını aksattığına kanaat getiren padişah, her ikisini de idam ettirmiş. Bir diğer rivayete göre Yavuz Sultan Selim, 1517’de Mısır’ı ele geçirdikten sonra Memluk Sultanı Tomanbay’ın asılışını canlandıran bir oyunu seyretmiş ve bu oyunu çok beğenip Anadolu’ya dönerken oyunun sanatçılarını da beraberinde getirmiştir. Bu sanatçılar, İstanbul’da başka sanatçılar yetiştirmişlerdir. Bir başka rivayete göre ise gölge oyunları Anadolu’ya, Hindistan ve Cava Adası’ndan Çingeneler tarafından getirilmiştir.

Karagöz Oyunu / Beypazarı Yaşayan Müze (Ankara)

Karagöz Oyunundaki Başlıca Karakterler

Karagöz oyununda Osmanlı İmparatorluğu çatısı altında yaşayan çeşitli milletleri temsil eden tiplemeler (Yahudi, Rum, Arap, Acem, Arnavut vb.) ile toplumun farklı sosyokültürel ve ekonomik katmanlarından gelen tiplemeler (kabadayılar, halk kahramanları, züppeler, afyon bağımlıları vb.) bir arada yer alır. Bu tipler genel olarak şöyledir:

Karagöz: Karagöz, oyunun asıl iki kişisinden biridir. Arkadaşı Hacivat ile birlikte aktif bir role sahiptir. Son derece cesur ve gözü pektir. Bu sebeple de çoğu zaman başı belaya girer. Ve her olaydan Hacivat’ın yardımı ile kurtulur. Kişilik olarak Hacivat’ın tam tersidir. Türkçeyi bozarak ağdalı bir biçimde kullanan kişilerle alay eder. Onların yanlış telaffuz ettikleri kelimeleri anlamazlıktan gelir ve söyledikleri kelimeleri bir türlü kabul etmeyip onlara farklı anlamlar verir. Genelde perdede halkın bir temsili konumundadır. Giyimine kırmızı renk hakimdir. Figürün bir kolu, Hacivat’ı tokatlamak için oynak yapılmıştır. Oyundaki rolüne göre Karagöz’ün değişik tasvirleri yapılmıştır: Gelin Karagöz, Bekçi Karagöz, Eşek Karagöz, Çingene Karagöz vb.

Hacivat: Hacivat, Karagöz’e kıyasla “mürekkep yalamış” diye nitelendirilebilecek, her konuda az da olsa bilgisi olan biridir. Herkesin suyuna gider, nabza göre şerbet vermesini bilir. Konuşmasında Arap ve Fars dillerinin gramer biçimleri fark edilir. Afyon tiryakisidir. Giyimine yeşil renk hakimdir. Şapkasına “börk” adı verilir. Hacivat’ın da Karagöz gibi farklı tasvirlerle perdeye geldiği görülür: Kadın Hacivat, Keçi Hacivat, Kâhya Hacivat vb.

Yapı Kredi Kültür Sanat / Karagözüm İki Gözüm / Hacivat Keçi (Cengiz Özek)

Çelebi: Karagöz oyununun vazgeçilmezlerindendir. Bazı oyunlarda zengin bir mirasyedi, bazı oyunlarda ise alelade bir zampara olarak karşımıza çıkar. Konuşması son derece düzgündür. Giyimine çok renklilik hakimdir. Perdeye Türk müziğinin çeşitli şarkıları eşliğinde gelir.

Tiryaki: Tiryaki, konuşmaların en can alıcı noktasında afyonun tesiri ile kendinden geçer. Nargile içer, afyon kullanır. Hiçbir eğlenceden geri durmaz. Lafı hep tersten anlar. İsmi çoğu zaman Nokra Çelebi’dir.

Beberuhi: İstanbul ağzı ile konuşan tiplerden biri de Beberuhi’dir. Boyunun kısalığı ile dikkat çeker. Şımarık ve küstahtır. Bazen birkaç kişiyle bir araya gelip Karagöz’le birlikte mahallenin kabadayılarına kafa tutarlar. Fakat zoru görünce hemen kaçarlar.

Yapı Kredi Kültür Sanat / Karagözüm İki Gözüm / Beberuhi (Taner İnan)

Tuzsuz Deli Bekir: Kabadayı tiplemesidir. İşlerini kaba kuvvetle halletmeye çalışır. Çevresindekilere sürekli çatar ve her an kavga çıkarmaya hazırdır.

Matiz: Matiz kelimesi Rumcadır ve “sarhoş” anlamına gelir. Elinde sürekli şarap şişesi vardır ve diğer külhanbeyi tipleriyle benzer özellikler taşır.

Zenne: Karagöz oyunundaki kadınların hepsine “zenne” adı verilir. Perdede oyunun konusuna göre farklı rollerde gözükürler. Giyimleri çok renklidir ve ayrıntılarla doludur.

Arap: “Ak Arap” ve “Kara Arap” olmak üzere iki tiplemesi mevcuttur. Ak Arap çoğunlukla kahve dövücüsü, dilenci ve deveci rollerindeyken Kara Arap daha çok köle ve halayık rollerindedir. Ak Arap’ın oyunlardaki ismi Hacı Fettah, Hacı Fitil, Hacı Fışfış ve Hacı Kandil’dir. Kara Arap’ın perdedeki ismi ise Mercan’dır.

Acem: Hacivat’ın “İran Gülü” olarak nitelendirdiği Acem, İran’dan veya Azerbaycan’dan gelmiştir. Halıcılık, antikacılık ve tefecilik gibi işler yapar. Eğlenceye düşkündür ve kendisini eğlendiren kimseleri mükâfatlandırır.

Rum (Frenk): Rum ve Frenk, Karagöz oynatıcıları tarafından çoğu zaman birbirinden ayrılmaz. Konuşmasına genellikle Rumca ve İtalyanca kelimeler karışır. Polka adlı oyunuyla sahneye gelir. Doktorluk, meyhanecilik, tüccarlık gibi rollerde görülür.

Yahudi: Pazarlıkçılığı, yaygaracılığı ve inatçılığı ile tanınır. Bozuk olan Türkçe telaffuzunun arkasına sığınarak Karagöz’le bol bol alay eder ve ona “Karauyuz” diye hitap eder. Zaharya, Mişon ve Samuel Efendi gibi isimlerle karşımıza çıkar. Perdeye çoğunlukla omuzunda torbası veya elinde tefi ile gelir.

Arnavut: Dürüstlüğü ve mertliği yanında cahilliği ile de tanınır. Oyunda çoğunlukla bahçıvan, bozacı, ciğerci, korucu gibi rollerdedir. “Mori” kelimesini çok sık kullanır.

Laz: Perdede gevezeliği ve çabuk konuşması ile tanınan Laz, aynı zamanda aceleci bir tip olarak karşımıza çıkar. Çabuk öfkelenir ve çabuk sakinleşir. Perdeye bazen elinde kemençesiyle gelir.

Kastamonulu: Oyunlardaki adı “Himmet Dayı” ya da “Himmet Ağa”dır. Odunculuk yapar. Perdeye omuzunda baltası ile gelir. Kaba görünüşüne rağmen son derece cana yakındır.

Karagöz Oyununun Bölümleri

Karagöz oyunu; mukaddime, muhavere, fasıl ve bitiş olmak üzere dört bölümden oluşur. Mukaddime, Hacivat’ın perdeye gelip semai okuyarak Karagöz’ü davet ettiği kısımdır. Karagöz, bu daveti kabul eder ve Hacivat’la atışmaya başlarlar. Muhavere bölümünde iki ana karakter birbirlerine bilmeceler sorarlar. Yaşadıkları bir olayı ya da gördükleri düşü gerçekmiş gibi anlatırlar. Fasıl bölümü, oyunun asıl bölümüdür. Bu bölüm, diğer karakterlerin de oyuna dahil oldukları ve konunun genişlediği bölümdür. Bitiş bölümünde olaylar çözümlenir. Hacivat, Karagöz’e döner ve “Yıktın perdeyi eyledin viran/Varayım sahibine haber vereyim heman” repliğini söyler ve oyunu bitirir.

Yapı Kredi Kültür Sanat / Karagözüm İki Gözüm / Karagöz ve Hacivat Kayıkta (Ragıp Tuğtekin)

Karagöz Oyunuyla İlişkili Kişiler ve Kullanılan Araçlar

Her oyun gibi Karagöz oyununun da kendine has bir tekniği, araç gereçleri ve bunları uygulayıp kullanacak kişilere ihtiyacı vardır.

Hayali: Karagöz oyunundaki bütün karakterleri tek başına oynatan, ses taklitleriyle her karakteri kendi şivesiyle konuşturma yeteneğine sahip ustadır. Yıllarca yanında “yardaklık” yaptığı ustasından bu unvanı almıştır.

Yardak: Ustanın yardımcısıdır. Tef çalar ve tasvirleri ustasına verir.

Perde: “Küşteri meydanı” olarak da anılan kumaştan yapılma Karagöz perdesinin ismi, Karagöz’ü yaratan kişi olarak kabul edilen Şeyh Küşteri’den gelmektedir. Karagözcüler Şeyh Küşteri’yi pirleri olarak kabul etmektedirler.

Karagöz Perdesinin Arkasında Hayali ve Yardak

Tasvir: Karagöz oyununda karakterlerin iki boyutlu şekillerine “tasvir” adı verilir. Tasvirler, geleneksel yöntemde deve derisi kullanılarak yapılmaktaydı.

Göstermelik: Göstermelik olarak nitelendirilen, oyunu doğrudan etkilemeyen canlı veya cansız tasvirler bir bakıma tiyatrodaki dekorun bir benzeridir. Limon ağacı, gemi, kedi vb. göstermelikler merak uyandırmak ve seyirciyi oyuna ısındırmak için kullanılmaktadır.

Karagöz Oyunu Koruma Altında

Karagöz oyunu, 2009 yılında UNESCO tarafından İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi'ne alınmıştır. Biz de bu güzel mirasımız hakkındaki yazımızı ona yakışır biçimde bir perde gazeli ile bitirelim:

Perdeyi kaldır gözden hisse al sen bu sözden,
Perdeyi sanma bezden, kemâlâttır perdemiz.

Kaynak: Uğur Göktaş-Türk Gölge Oyunu Tasvirleri, Kişileri: 1 /Asıl Kişiler ve Kadınlar (Sanat Dünyamız, 37, Temmuz 1989; 38, İlkbahar, 1989)