Füreya Koral ve İlham Veren Hikayesi
Seramik Sanat

Füreya Koral ve İlham Veren Hikayesi

Cansu Saçı
Cansu Saçı

Seramik sanatıyla özdeşleşmiş bir isim olan Füreya Koral, 1910 yılında Büyükada’da Şakir Paşa ailesinin bir üyesi olarak dünyaya gelir. Sanatçı bir ailede yetişen Koral’ın yaşamı daima sanatla iç içedir. Hayata çok şanslı başlamış olsa da genç yaşta deneyimlediği ilk evliliğinde 2 çocuğunu kaybederek zor günler geçirir. Her şeyi zamana bıraktığı iki üç yılın ardından Atatürk’ün en yakınındaki isim Kılıç Ali ile evlenir. Koral, evliliğiyle birlikte müzikle yakından ilgilenmeye başlar, seramik sanatı ise henüz hayatına girmemiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Koral aniden verem hastalığına yakalanır. Bu hastalık sanatçı kimliğini şekillendirerek hayat amacını bulmasına uygun ortamı oluşturur.

Türkiye’nin İlk Kadın Seramik Sanatçısı: Füreya Koral

Koral’ın seramik sanatına ilgisi 1947 yılında sağlık sorunları nedeniyle gittiği İsviçre’de başlar. Seramiği; dünya görüşünü, fikirlerini, hayallerini kısacası ona dair olan her şeyi aktaracak bir araç olarak görür. Verem tedavisini tamamladıktan iki yıl sonra Lausanne’da seramik eğitimi almaya başlayan Koral, çalışmalarını Paris’te sürdürür. 1951 yılında Paris M.A.I Sanat Galerisi’nde ilk sergisini açtığında seramik artık onun için hayatta en vazgeçemeyeceği uğraşı olmuştur. Koral, Paris’te açtığı bu sergiyi aynı yıl Türkiye’nin ilk uzun soluklu sanat galerisi olan Maya’da da sergilemeye başlar. Bu aynı zamanda Türkiye’nin ilk seramik sergisidir. O, ailesinin diğer üyeleri gibi resim, müzik, baskı, edebiyat ya da tiyatro alanlarına yönelmeyerek seramik sanatında kendini bulma yolculuğuna çıkar. Kendi özgün tarzını yarattığı birbirinden güzel eserleriyle ömrünü modern seramik sanatına adar.

Yürüyen İnsanlar (1990) – Füreya Koral

Modern Seramik Sanatının Başladığı Yer: Şakir Paşa Apartmanı

Füreya Koral’ın 1954 yılında Şakir Paşa Apartmanı’nda kurduğu Türkiye’nin ilk özel seramik atölyesi adeta bir sanat okulu işlevi görür. Atölyenin öyle bir atmosferi vardır ki seramik sanatına ilgi duyan herkes bu atölyeye uğrar, kendisinin bilgi ve deneyiminden yararlanır. Burada Türkiye’nin önde gelene seramik sanatçılarını yetiştirerek çağdaş seramik sanatının da temellerini atar. Koral, atölyesinde yetiştirdiği ekip arkadaşlarıyla en büyük işini 1960 yılında alır. Kendisi ve ekip arkadaşlarından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kullanılması için yaklaşık 200 adet sehpa yapmaları istenir. 2013 yılına kadar kullanılan bu sehpalar, bugün tarihi eser niteliği taşıdığı için paketlenerek arşive kaldırılmış ve koruma altına alınmıştır. Pek çoğu Füreya imzasını taşıyan bu sehpalar, yalın ve sade formlarda tasarlanmıştır. Koral’ın vazo, sehpa, tabak gibi dekorasyon amaçlı yaptığı seramik çalışmalar, Türkiye’de bu alanda gerçekleştirilmiş ilk eserler olarak kabul edilir.

Alışılmışın Dışında Bir Sanat Kimliği ile Füreya Koral

Füreya Koral, sanat hayatının ilerleyen dönemlerinde Doğu ile Batı kültürünü sentezleyerek kendine özgü yeni bir üslup geliştirir. 1950’li yıllarda Hitit ve Urartu medeniyetlerine ait formları anımsatan desenler çizerken, bu geleneksel motifleri duvar panoları aracılığıyla mimariyle bütünleştirir. 1960’lı yıllarda grés tekniği kullanarak kuş, balık motiflerinin ağır bastığı objeleri şekillendirmeye başlar. 1970’li yıllarda ise porselenin ışığı geçiren özelliğinden yararlanarak günlük kullanım amaçlı eşyalar tasarlar. Koral, seramik sanatının geleneksel izleğini sürdürmekten çok, kendine has dünyasının sembollerini kullanarak sanatta yeni bir soluk yakalamayı başarır. Aralarında Paris, Mexico City, Prag ve Washington gibi şehirlerin de bulunduğu 50’ye yakın kişisel sergi ile dünya çapında Türk seramiğini başarılı bir şekilde tanıtır. Cannes’da gümüş Prag’da ise altın madalya kazanarak dünya çapında üne sahip bir sanatçı olur.

Füreya Koral’ın “Sanat Her Yerde” Anlayışı

Türk sanat tarihine kazınmış kişiliği ve eserleriyle hayranlık uyandıran Koral, 87 yıllık ömrüne sadece seramik sanatını değil, müzik, edebiyat ve tiyatro gibi neredeyse sanatın her dalını sığdırmayı bilmiştir. Sanatın her alanından beslenen Koral’ın eserlerinde kendine özgü üslup hemen fark edilir. O, sanat galerilerine hapsolmuş eserler üretmek yerine insanla sanatın iç içe olduğu eserler yapmayı tercih eder. Ona göre sanat belirli bir kesime değil toplumsal alandaki bütün zümrelere hitap etmelidir. Bu nedenle eserlerinin çoğu kamusal alanlarda yer alır. Unkapanı Manifaturacılar Çarşısı, Marmara Oteli, Ulus Çarşısı, Hacettepe Üniversitesi ve Taksim Divan Pastanesi gibi Türkiye’nin farklı yerlerinde seramik duvar panoları bulunur. Koral bu çalışmalarıyla, Türkiye’nin geleneksel çini sanatını kendisinin çağdaş sanat anlayışıyla bütünleştirip Türk mimarisinde kullanımının önünü açar.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Muhteşem Eserlerle Efsaneleşen Türk Seramik Sanatçıları

Seramik Nedir? Seramik Sanatı Hakkında Merak Edilenler