Gustav Klimt ve 5 Muhteşem Eseri
Resim Sanat

Gustav Klimt ve 5 Muhteşem Eseri

Elif Palaz
Elif Palaz

Sembolizm akımının önemli temsilcisi Gustav Klimt, 1862 yılında Viyana’da doğdu. Bugün sadece tablolarıyla bildiğimiz ressam, aslında duvar resimleri ve eskizleriyle de ünlü bir isimdir. 1876 yılında Viyana Sanat Okulu’ndan mezun olduktan sonra Burgtheater için tavan freskleri ve Viyana Sanat Tarihi Müzesi’nin duvar resimlerini yaparak mesleğine başlamıştır.

Bu içerik ilginizi çekebilir: Art Nouveau (Sezesyonizm) Sanat Akımı ve Özellikleri

Art Nouvea’nun Babası: Gustav Klimt

1900’lü yıllarda Viyana’nın bilim ve sanat dünyasında yaşanan ayrılıklardan Klimt ve arkadaşları da etkilenerek Ayrılıkçılık (Secession) topluluğunu oluşturuyorlar. Klimt, ileride sanat dünyasında büyük ses getirecek olan eserlerini Secession topluluğundayken yapmaya başlıyor. 20. yüzyılın başlarında bu şehrin ressamları, eserlerinde en çok cinsellik ve erotizm konularını işliyordu. Bu nedenle Klimt’in sanatı da cinsellik ve erotizmden oldukça etkilenmişti. Erotizmin estetikle birlikte doruğa ulaştığı eserlerinde, kadın bedenini daima ince dekoratif çizgilerle süsleyerek ön plana çıkarıyordu. Hiç kuşkusuz Klimt’in tabloları Avrupa’nın en sıra dışı ressamlarından biri olduğunun ispatı gibiydi. Bu eserlerin yapılmasının ardından yaklaşık 150 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün hala tabloları ile pek çok alanda tasarımcılara ilham vermeye devam ediyor. Gelin hep birlikte Gustav Klimt’in bu ilham veren tablolarını keşfedelim.

1- Öpücük (1907)

Klimt’in en popüler tablosu Öpücük, ilk sergilendiğinde “Aşıklar” olarak isimlendirilmişti. Bu tabloda uçurumun kenarında olan erkek ve kadın figürün birbirine sarıldıkları bir sahne sergileniyor. Erkek figürün kıyafetleri köşeli, kadın figürün ise dairesel sembollerden oluşuyor. Sanat tarihçilerine göre, figürlerin kıyafetlerindeki bu detaylar zıtlığın uyumunu temsil ediyor. “Öpücük” tüm dünyada o kadar popüler bir simge haline gelmiştir ki kartpostallardan ev dekorasyonlarına kadar pek çok alanda sayısız kez yeniden üretilmiştir. Resim sanatının en büyük ikonlarından biri olan bu eser, bugün Viyana Beldevere Sarayı’nda sergilenmektedir.

2- Adale Bloch-Bauer I

Gustav Klimt ve tablolarının en önemli özelliklerinden biri resimlerinde gerçek altını ve altın rengini sıkça kullanmasıdır. Adale Bloch-Bauer I eserinde de altın rengi ile ayrıntılı bir desenleme yapmıştır. Bezemelerle dolu tabloda sembolizmin güçlü etkisi görülür. Adale Bloch-Bauer, 20. yüzyılın en ünlü sanayicilerinden Ferdinand Bloch’un eşidir. Adale Bloch’un kıyafeti dönemin ihtişamını, takıları ise burjuvazi yaşam tarzını temsil eder.  Avusturya’nın Mona Lisa’sı olarak bilinen Adale Bloch-Bauer I 1998 yılından beri New York Neue Galerisi’nde sergileniyor.

3- Ölüm ve Yaşam (1911)

Gustav Klimt’in 1911 yılında yaptığı “Ölüm ve Yaşam” tablosu iç içe geçmiş yaşamın evrensel bir alegorisini yansıtıyor. Elinde sopayla, yanındaki canlı ve umut dolu insan dalgasına şeytani bir gülümsemeyle bakan ölüm, kişileştirilmiş bir güç olarak tasvir edilmiştir. Yaşam ise çıplak vücutlu figürlerin birbirine sımsıkı sarılmaları ve renkli desenlerin yoğunluğuyla çevrelenmiş. Bebek, genç ve yaşlı insan figürlerinin kullanan Klimt, burada yaşam döngüsünü vurgulamak istemiştir. Roma Uluslararası Sanat Sergisi’nde birincilik ödülü alan bu tablo, Klimt’in en çarpıcı ve figüratif eseri olarak kabul edilir.

4- Danae (1907)

Klimt’in Viyana Galerie Würthle’de sergilenen tablosu dışa vurumcu çizgileri ve süslemeleriyle dikkat çekiyor. Cenin pozisyonunda gözleri kapalı halde resmedilen Danae, kadın cinselliğinin en cesur yorumlarından biridir. Danae’nin tüm resmi kaplayan çıplak bedeni düşsel bir boyuta geçmiştir. Vücut kıvrımları, yüz ifadesi, pençe haline gelmiş eliyle aslında Danae’nin zevk içinde kendinden geçmiş olduğu anlaşılır. Danae’nin tek göğsünün görünmesi ve kızıl saçları tablodaki erotik havayı pekiştirir. Klimt’in bu eseri, tabu olan kadın bedeninin şuhluğuna saldırdığı iddialarıyla uzun yıllar eleştirilmiştir.

5- Judith I (1901)

Erotizm ve şiddetin tek kareye sığdığı bu tabloda, tarih boyunca pek çok resme konu olan Judith figürü işlenmiştir. Tablodaki kadın figür, femme fatale görünümü, baygın bakışları, altın rengi elbisesi ve değerli takılarıyla çağdaş Viyanalı kadın görünümündedir. Aynı zamanda Judith’in elinde kesilmiş bir erkek başı vardır. Gustav Klimt’in kadın güzelliğinin ve estetiğinin bir silaha dönüştürdüğü bu tabloda kadın, erkekleri yargılayan ve cezalandıran kişi olarak temsil edilmiştir.