Francisco Goya Kimdir? Goya’nın Hayatı ve Eserleri
Resim Sanat

Francisco Goya Kimdir? Goya’nın Hayatı ve Eserleri

Cansu Saçı
Cansu Saçı

En ünlü İspanyol ressamları arasında yer alan Goya aynı zamanda resim sanatında birçok yeniliğe imza atmış bir isim. Bu içeriğimizde Goya'nın hayatını ve eserlerini inceleyeceğiz.

Savaşlar Yüzünden Goya'nın Hayatı Zorlu Geçmiştir

Modern resim sanatının önde gelen ismi Francisco Goya, 1746 yılında İspanya Aragon’da doğdu. Kariyerine İspanya monarşisinin saray ressamı olarak başladıktan sonra portre eserleriyle ün kazandı. Goya, sarayda başarılı bir kariyer sürdürürken kendini bir anda iç savaşın, ölümün ve adaletsizliğin ortasında buldu. İspanya’da iç savaş çıkmıştı ve saltanat Fransız kökenli bir ailenin eline geçmişti. Goya, işgal altındaki Madrid şehrinde yaşıyordu. Bu nedenle eserlerinin içeriği yaşadıkları ve gördüklerinden sonra önemli değişimler geçirdi. O, gerçeklik bağlamında toplumsal olaylara eserleriyle tepki veren ilk sanatçılardan biriydi. Bu nedenle tarihçiler, onun eserlerini 19. yüzyılı tasvir eden belgeler olarak düşünür. Goya’nın hayatı gerçekten kötü deneyimlere sahne olur. 1792 yılında sebebi bugün dahi bilinemeyen bir hastalık nedeniyle sağır olur. Bu hastalığın ardından sanatı ve hayatı tamamen değişir. Resmin yanında gravür sanatında da olağanüstü başarılar gösterir. 1828 yılında hayata gözlerini yumduğunda, Manet, Picasso ve Bacon gibi isimlerin idolü olmuştur. Gelin hep birlikte Francisco Goya’nın muhteşem eserlerini yakından tanıyalım.

1- Cadıların Şabatı (1789)

Şabat teması tarih boyunca pek çok ressam tarafından işlenmiştir. Fakat Goya’nın bu eseri diğer ressamların şabat toplantılarına göre daha sakin ve durağandır. Tabloda ağaçsız son derece kurak bir bölgede, kadınların keçi figürü etrafında çember oluşturarak şabat toplantısı yaptığı görülür. Toplantıdaki şeytan, boynuzlarının etrafında asma yaprakları olan bir keçi olarak betimlenmiştir. Kutsal kitaptaki bazı sahnelerin yansıması olarak, kadınlar şeytana bebeklerini sunmaktadır. Tablodaki en ilginç detay ise şeytanın, siyah elbiseli kadının zayıf çocuğunu değil, beyaz elbiseli kadının son derece sağlıklı olarak betimlenmiş bebeğini kabul etmesidir. Goya, Cadıların Şabatı’nı çocuk ölümlerinin çok sık görüldüğü bir dönemde yapmıştı. Kendisi ve eşi de pek çok kez çocuklarını vaftiz yaşına gelmeden toprağa gömmüştü. O dönemlerde tüm halk gibi Goya ve ailesi de çocuk ölümlerinden şeytanları sorumlu tutuyordu. Ürkütücü bir atmosferin olduğu bu tablo, 18. yüzyılın en çarpıcı eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

2- Havadaki Cadılar (1798)

Goya’nın Havadaki Cadılar isimli tablosu, alışılagelmiş cadı temasından çok farklı bir kompozisyonda işlenmiştir. Tarih boyunca cadı olgusu daima kadın bedeninde ve onun kimliğiyle temsil edilmiştir. Tabloda ise karanlık bir ortamda üç erkek cadının yine bir erkek olan 4. Figürü havaya yükselttiği görülmektedir. Cadıların arasındaki figür, bir kurban olarak acı çeker halde betimlenmiştir. Cadıların ikonik aksesuarlarından biri olan koni şeklindeki şapkalar, erkeklere giydirilerek eleştirel bir yaklaşım izlenmiştir. Goya’nın bu tabloyu yaptığı dönemde İspanya Engizisyon mahkemesi, hiçbir suçu olmayan binlerce kadını cadılıkla suçlayarak ölüm cezasına çarptırmıştı. Cadılarla özdeşleşen “kan emici” stereotipinin, tabloda erkek kimliğine atfedilmesi aslında engizisyon mahkemesinin hicvedilmesinden başka bir şey değildir.

3- 3 Mayıs 1808 (1808)

Goya’nın 3 Mayıs 1808 isimli tablosu Bağımsızlık Savaşı sırasında tüm İspanya halkının çektiği sıkıntıların sembolü olarak görülmektedir. Toplumsal konulara duyarsız kalmayan sanatçı zorbalığı ve acımasızlığı pek çok kez tuvaline yansıtmış, Napolyon güçlerine tepkisini bu şekilde göstermiştir. Tabloda 3 Mayıs 1808 günü, Napolyon ordusuna başkaldıran Madridli asiler (kahramanlar) betimlenmektedir. Kurşunlanmak üzere olan figür, kollarını çarmıha gerilmiş pozisyonda açarak, ümit içinde kurtulmayı beklemektedir. 3 Mayıs 1808, ulusal hafızayı canlı tuttuğu için İspanyol resim sanatının başyapıtı olarak kabul edilmektedir.

Goya Eserleri: “2 Mayıs 1808” Tablosu İncelemesi adlı içeriğimizi inceleyerek tablo hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz.

4- Çocuklarını Yiyen Satürn (1823)

Francisco Goya’nın evinin duvarına dekorasyon amacıyla yaptığı Çocuklarını Yiyen Satürn, Yunan mitolojisinden esinlenilmiş bir iktidar eleştirisidir. Tabloda Yunan tanrısı Kronos’un (Roma mitolojisindeki adı Satürn) iktidar hırsıyla, yerine geçmesini istemediği çocuğunu yiyerek öldürmesi anlatılır. Kronos, çocuğun iktidarını elinden almasından o kadar korkmuştur ki, arkasında hiçbir varis bırakmak istememektedir. Kronos’un karanlıklar içinden çıkması ve gözlerindeki vurgu, figürün içinde bulunduğu delilik halini gösterir. Sanat tarihçileri bu tablonun İspanya’nın içinde bulunduğu savaş haline ilişkin bir alegori olarak değerlendirir. Onlara göre bu tabloda, güç olgusunun iktidar ilişkilerinde ne kadar önemli olduğu vurgusu yapılmıştır.