Bu Karşılaştırma Hiç Bitmez: Pixar vs. Studio Ghibli
Eğlence Sanat

Bu Karşılaştırma Hiç Bitmez: Pixar vs. Studio Ghibli

Rumeysa Erol
Rumeysa Erol

Bir yanda dünya çapında elde ettiği gişe hasılatı ve kazandığı sayısız Oscar ödülü ile Pixar; diğer yanda evrensel değerleri, sahip olduğu geleneksel anlayıştan vazgeçmeden her yaştan ve yaşantıdan izleyiciye aktararak onlara kendini sevdirmeyi başaran Studio Ghibli... Hiç şüphesiz animasyon tarihindeki en iyi filmler, bu iki stüdyoda yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Tercih ettikleri teknik ve kullandıkları üslup itibarıyla birbirine hiç benzemeyen bu iki animasyon stüdyosunun ortak bir özelliği vardır: Animasyon türündeki filmleri seviyorsanız muhtemelen bu iki film stüdyosundan biri herhangi bir film yayınladığında onu izlemek konusunda asla tereddüt etmezsiniz.

Animasyon Filmlerinin Bu İki Efsanesi Nasıl Doğdu?

Pixar, ilk olarak Graphics Group ismiyle Lucasfilm'in bilgisayar bölümünün bir parçası olarak 1979 yılında kurulmuştur. Daha sonra 1986'da 10 milyon dolar karşılığında Steve Jobs tarafından satın alınmış ve Ocak 2006 yılında da 7,4 milyar dolar karşılığında Disney'e satılmıştır. Hatta bu satışta Steve Jobs, Disney şirketi hisselerinin yüzde sekizini almıştır.

Bugüne kadar Pixar Animasyon Stüdyoları tarafından 23 uzun metrajlı film yapılmıştır. İlk film Oyuncak Hikâyesi (1995), son film ise Soul'dur (2020). Pixar, 2020'de yayınlanan son verilere göre dünya çapında 14,6 milyar dolar hasılat elde etmiştir. Stüdyo bugüne kadar toplam 16 Akademi, 7 Altın Küre ve 11 Grammy Ödülü kazanmıştır. Son olarak Soul filmi ile 93. Akademi Ödülleri'nde En İyi Animasyon Oscar'ını kazanan Pixar'ın yeni filmi Luca ise yolda, vizyon tarihinin 18 Haziran olarak belirlendiği duyuruldu.

Animasyon film şirketlerinin en önemlilerinden bir diğeri Studio Ghibli ise, 1984 yılında Hayao Miyazaki tarafından yönetilen Rüzgârlı Vadi filminin elde ettiği başarının ardından 1985 yılında Hayao Miyazaki, Isao Takahata ve yapımcı Toshio Suzuki tarafından kuruldu. Rüzgârlı Vadi, aynı adı taşıyan iki ciltlik manga serisinin animasyona aktarılmış hâlidir. Animage dergisinde yayınlanan serinin filme aktarılması ekibinde Suzuki ve Miyazaki beraber yer almıştır. İkili daha sonra Studio Ghibli'yi kurmuş ve bu yeni stüdyoya katılması için Takahata'yı davet etmişlerdir.

Studio Ghibli'de çalışan film yapımcıları Hayao Miyazaki, Isao Takahata ve Toshio Suzuki'nin aynı anda çekmekte oldukları iki film Rüzgâr Yükseliyor ve Prenses Kaguya Masalı'nın hazırlanması sürecindeki rutinlerini konu edinen 2013 yapımı Düşler ve Delilik Krallığı belgesel filminin tanıtım görseli.

Birçok Ghibli filminin Japonya'daki dağıtım hakkı Toho şirketine aittir. Yurt dışında ise Walt Disney, uzun yıllar filmlerin dağıtım hakkını üstlenmişti. Ardında 2020 yılında bir çevrimiçi yayın platformu olan Netflix’in de animasyon dağıtımı pazarına girmesiyle Studio Ghibli filmlerinin global yayın hakları Netflix tarafından satın alınmış oldu. Studio Ghibli, yurt dışında filmlerinin yayınlanmasında "no-edits" (düzenlemesiz) politikasını sıkı bir şekilde uygulamasıyla bilinir. Bunun sebebi, Miyazaki'nin Rüzgârlı Vadi filminin Amerika'da yayınlanması sırasında dublajının fazlasıyla değiştirilmesi, isimlerin değiştirilerek daha "Amerikanvari" bir hale getirilmesi ve filmin isminin Warriors of the Wind şeklinde düzenlenmesidir. Filmin çoğu kısmı kesilmiş ve abartılı değişiklikler yapılmıştır. Bu durum üzerine Miyazaki diğer Ghibli filmlerinin yurt dışında yayın haklarının alınmasına uzun süre izin vermemiş, yıllar sonra "no-cut" (kesme yok) taahhütüyle yayınlanmasına izin vermiştir. Bu politika, Miramax'ın başkan yardımcısı Harvey Weinstein'in Prenses Mononoke filminin daha satılabilir hale getirilmesi için düzenlenmesi isteği üzerine Miyazaki'nin otantik bir katana hediyesi göndermesiyle daha sembolik bir hale gelmiştir. Katana, "kesme yok" uyarısını görece nazik bir şekilde dile getirmiştir.

2003 yılında Uzun Metrajlı En İyi Animasyon Filmi Oscar'ını kazanan Ruhların Kaçışı filmi ile daha geniş çevrelerce tanınma imkânı bulan usta yönetmen Hayao Miyazaki, 2013 yılında gösterime giren Rüzgâr Yükseliyor filminin ardından emekliye ayrıldığını açıklamış fakat üç yıl sonra bu kararından vazgeçerek yeni projeler üzerinde çalışmaya başlamıştr. Miyazaki'nin bir süredir üzerinde çalıştığı yeni filminin ismi How Do You Live? olarak açıklanmıştır. Bir dakikasını hazırlamanın bir ay sürdüğü belirtilen filmin en iyi ihtimalle 2024 yılında tamamlanabileceği tahmin edilmektedir.

Pixar'ın ve Studio Ghibli'nin nasıl ortaya çıktığı konusunda az çok fikir sahibi olduğumuza göre gelelim şimdi de bu iki animasyon şirketi tarafından yapılan filmlere ve bu filmlerin benzer ve ayrılan yönlerine.

Pixar ve Studio Ghibli'de Görsel Stil

Konu görsellik olduğunda bu iki film stüdyosu tamamen farklı sanat anlayışlarını benimsemişlerdir. Pixar filmleri CGI teknolojisini (bilgisayarla yaratılan görüntüler) çok iyi bir biçimde kullanırken Studio Ghibli ise el çizimi anime geleneğini sürdürür. İki film stüdyosunun tercih ettiği görsel stildeki bu farklılık, hikâyeyi ve içinde barındırdığı mesajların iletim biçimini etkilemektedir.

Pixar filmlerinde kullanılan canlı renkler, izleyicinin hikâyenin içine girmesini kolaylaştırmaktadır. Arka planda yer alan ve her biri zekice yerleştirilmiş pek çok detay ise girilen bu dünyadan kopmayı film bitene kadar imkânsız kılmaktadır. Pixar karakterleri, görsel olarak da özenle işlenmiştir. Karakterlerin fiziksel görünümü, kendilerine has kişilik özellikleriyle uyum içindedir.

2013 Pixar Yapımı Canavarlar Üniversitede Filmi

Studio Ghibli filmlerine baktığımızda ise renklerin daha doğal ve arka plan ögelerinin çok daha minimal olduğunu görüyoruz. Studio Ghibli yönetmenleri yaptıkları filmlerde, zaten son derece karmaşık olan alt metinleri izleyiciye aktarmak için Pixar'a kıyasla daha sade bir sunuş yolu tercih etmekte ve güçlü bir anlatıyı destekleyecek ışık ve renk gibi görsel unsurların tamamını ustalıkla kullanmaktadırlar.

2013 Studio Ghibli Yapımı Rüzgâr Yükseliyor Filmi

Hikâye

Bazen anlatılacak iyi bir hikâyeden daha iyi bir şey yoktur. Pixar ve Studio Ghibli filmleri, bu konuda kelimenin tam anlamıyla rakipsizler. Yıllar geçse de unutulmamaları tam da bu yüzden.

Pixar’ın, iyi hikâyeler bulma konusunda diğerlerinden bir adım önde olduğu görüşü çoğunluktadır. Pixar; Kayıp Balık Nemo, İnanılmaz Aile, Ratatuy, Wall-E, Yukarı Bak ve Ters Yüz gibi filmler ile En İyi Özgün Senaryo Oscar'ına defalarca aday gösterilmiştir. Yalnızca kimsenin onları görmediği zamanlarda canlanan oyuncakların anlatıldığı bir hikâyeden daha ilgi çekici ne olabilir ki? Oyuncak Hikâyesi filmini çocukken ilk izlediğimde bir an dönüp oyuncak bebeğime bakmıştım ve kendi kendime “Yoksa?” demiştim. Hala bu konuda bazı şüphelerim olmakla birlikte oyuncakların aslında canlı varlıklar olabilecekleri fikri beni hâlâ keyiflendiriyor. Ya da evini çok sayıda balona bağlayarak uçup giden huysuz, yaşlı bir adamın hikâyesini ele alan Yukarı Bak filmini bir düşünelim. Bu film ve daha pek çok Pixar filmi, hikâyeleri itibarıyla ilk bakışta anlamsız ve bir o kadar da imkânsız şeylerden bahsediyormuş gibi gözükse de içinde barındırdığı güçlü duygularla her yaştan izleyiciye eşsiz mesajlar vermeye ve onlara unutulmaz hikâyeler anlatmaya devam etmektedir.

2010 Pixar Yapımı Oyuncak Hikâyesi 3 Filmi

Studio Ghibli filmlerinde işlenen hikâyeler ise tek kelimeyle benzersizdir ve izleyiciyi hiç durmadan bir maceradan bir diğerine sürükler. Kırmızı elbise giyen ve insan olmak isteyen bir Japon süs balığının hikâyesini anlatan Küçük Deniz Kızı Ponyo ve bir lanetlenme sonucu domuza dönüşen Porco’nun maceralarını anlatan Kırmızı Kanatlar, iyi bir hikâyenin usta ellerde nelere dönüşebileceğinin kanıtı niteliğindedir. Studio Ghibli filmlerindeki hikâyeleri diğerlerinden ayıran en önemli özellik, Ghibli'nin kaynağını daha çok halk bilim ve mitolojiden almasıdır. Bu açıdan en iyi Miyazaki filmlerinden biri olarak kabul edilen Ruhların Kaçışı, pek çok Japon mitini içinde barındırmasıyla öne çıkmaktadır.

2001 Studio Ghibli Yapımı Ruhların Kaçışı Filmi

Karakterler

Söz konusu karakter insan, hayvan ya da bir oyuncak olsun fark etmez iki film stüdyosu da karakter yaratma konusunda çok başarılıdır.

Pixar, filmlerinde daima akılda kalıcı karakterler üretmektedir. Kişisel favorilerim Ters Yüz filminden Üzüntü, İnanılmaz Aile filminden Edna Mode ve Ratatuy filminden Anton Ego. Bazen gerçek ve tutarlı, bazense hayali ve abartılı bu karakterlerin zaman içerisinde yaşadıkları değişimleri ve edindikleri tecrübeler ışığında daha iyiye olan dönüşümlerini izlemek güzeldir. Pixar filmlerinde, kötü karakterlerin bile sevilecek yanları bulunur. İnsan ne saf iyidir ne de saf kötüdür. Bu yaklaşım, anlatılan hikâyelerin gerçekliğini artıran en önemli etkenlerden biridir.

2015 Pixar Yapımı Ters Yüz Filmi

Studio Ghibli filmlerindeki karakterler ise adeta masallardan fırlamış gibidir. Bu karakterlerin en başında stüdyonun logosunu da süsleyen Totoro gelir. Tam olarak ne tür bir canlı olduğunu bilemediğimiz bu hayali varlığın yumuşacık göbeğinin günün yorgunluğunu atmak için muhteşem bir yer olduğu kesindir. Ghibli Studio filmlerindeki favori karakterlerim; Ruhların Kaçışı filminden Haku, Küçük Cadı Kiki filminden Ursula ve Yüreğinin Sesi filminden Baron Humbert von Gikkingen. Bu filmleri izleyip de herhangi bir karakterle bağ kurmamak imkânsız gibi.

1988 Studio Ghibli Yapımı Komşum Totoro Filmi

Animasyon Filmlerinin Taşıdıkları Mesajlar

Animasyonun çocuklar için yapılmış filmler olduğu görüşü bir zamanlar çok yaygındı. Fakat günümüzde bu filmlerin çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de ufuk açıcı olduğu hemen hemen çoğu film izleyicisi tarafından kabul edilmiş durumda. Hatta animasyonların çocuklar için değil, yetişkinler için yapıldığı düşüncesinde olanların sayı hiç de az değil.

Pixar filmleri, bireysel ve toplumsal temelleri olan anlamlı bir ana fikrin ürünüdür. Bu stüdyoda yapılan filmlerin içeriğinde aile, arkadaşlık, iyilik, doğa ve hayvan sevgisi gibi kavramlar önemli bir yer taşımaktadır. Wall-E, günümüzün en büyük sorunlarından biri olan tüketim çılgınlığını ve gezegenimizi bir çöplüğe dönüştürmenin geri dönülemez sonuçlarını işlemektedir. Arabalar 2 filmi, arkadaşlık kavramı üzerinde durmakta ve arkadaşlarımızı oldukları gibi kabul etmenin gerekliliğinden ve onları kendi arzu ettiğimiz kişilere dönüştürme çabasının sakıncalı yanlarından bahsetmektedir. Yukarı Bak filminin ana karakteri yetmiş sekiz yaşındaki Carl Fredricksen ise bizlere hayatın anlamının başkalarıyla kurduğumuz anlamlı ilişkilere bağlı olduğunu öğretmektedir.

Studio Ghibli ise evrensel değerleri aktarmadaki başarısı bir yana güncel ve politik konuları ele alma noktasında da son derece cesurdur. Bu açıdan bakıldığında Oscar ödüllü Ruhların Kaçışı filmi buna iyi bir örnektir. Filmde ruhların dünyasında hapis kalan Chihiro'nun anne ve babası kendilerinin olmayan yiyecekleri yedikten sonra birer domuza dönüşmüşlerdir. Burada insanın açgözlülüğüne dair ciddi bir eleştiri söz konusudur. Filmin ilerleyen kısımlarında Chihiro'nun Haku'ya sarıldığı sahne ise her şeye rağmen saf ve koşulsuz bir sevginin var olabileceğine bizleri inandırmaktadır. Bir başka Studio Ghibli klasiği Prenses Mononoke’de ise doğayla kavga eden insanın bu mücadelesinin yaratacağı sorunlar işlenmektedir. Film, aynı zamanda pek çok şamanist öge de içermektedir. Birinci Dünya Savaşı esnasında geçen Kırmızı Kanatlar filminde ise domuza dönüşen Porco filmin bir yerinde “Faşist olacağıma domuz olurum daha iyi!” diyerek faşizme karşı duruşunu göstermiştir. Bu politik söylem, filmin yayınlandığı dönemde de oldukça tartışılmıştır.

Sonuç olarak biz animasyon severler bu iki film stüdyosunun yaptığı filmleri karşılaştırırken onlar da karşılaştırdığımız bu filmler üzerinden birbirlerine selam yollamaya devam etmektedirler.

Studio Ghibli yapımı Ruhların Kaçışı filminde Chihiro ve Yüzsüz'ün karşısına çıkan zıplayan lamba, logosunun bir yansıması olması yönüyle Pixar'a yapılan bir göndermeden ibaret.
Pixar Yapımı Oyuncak Hikayesi 3 filminde Bonnie'nin evinde bir Totoro oyuncağı göze çarpıyor.

Geçtiğimiz aylarda Studio Ghibli'nin resmi Twitter hesabından bir fotoğraf paylaşıldı.

Mike ve Sully, Totoro ile birlikte yağmurun altında otobüs bekliyorlar.

Pixar, bu fotoğrafa Twitter hesabından paylaştığı üç kırmızı kalp emojisiyle karşılık verdi. Bu durum animasyon aşığı pek çok sosyal medya kullanıcısını iki animasyon şirketinin ortak bir proje yapıp yapmayacakları konusunda düşündürtmeye başladı. İki animasyon stüdyosundan da bu konuda herhangi bir resmi açıklama gelmedi. O hâlde bekleyelim ve neler olacak görelim! :)