Renklerin Ustası Marc Chagall’ın Hayatı ve Eserleri
Resim Sanat

Renklerin Ustası Marc Chagall’ın Hayatı ve Eserleri

Cansu Saçı
Cansu Saçı

Marc Chagall’ın biyografi yazarı Franz Meyer, ressamın eserleri ve  hayatı arasındaki bağlantılarla “karmaşa ruhunun hala sanatının temeli ve beslenmesinin kaynağı olduğunu” yazmıştı. Gelin şimdi hep beraber Marc Chagall kimdir ve eserleri nelerdir birlikte bakalım.

Marc Chagall Hakkında

Modern sanat hareketinin en özgün isimlerinden Marc Chagall, 1887 yılında bugün Beyaz Rusya olan Rus İmparatorluğu’nda dünyaya geldi. Chagall, Yahudi kökenli bir anne babanın dokuz çocuğunun en büyüğüydü. 1906 yılında kendi döneminde oldukça tanınmış bir ressam olan Yehuda Pen’in yanında resim eğitimleri almaya başladı. Ertesi sene St. Petersburg’da bulunan Sanat Destekleyicileri Topluluğu’na ait bir okula kayıt oldu. Eğitim hayatı boyunca Rusya’nın en ünlü ressamlarıyla tanışma ve kendini geliştirme olanağı buldu. 1900’lü yılların başlarında St. Petersburg’da Yahudi kökenli kişiler özel izinle şehirde kalabiliyordu. Bu nedenle Chagall için St. Petersburg yılları oldukça zor geçmişti.

Chagall hem toplumsal baskıdan kaçmak hem de sanat dünyasına daha yakın olabilmek için 1910 yılında Paris’e taşındı. Fakat Rusya’dan ayrılmadan önce gelecekteki eşi Bella Rosenfeld ile tanışmıştı. Bu nedenle 1914 yılında Rusya’ya geri dönerek Bella ile evlendi. Chagall, Rusya’da Sovyet Devrimi’nden sonra ülkenin siyasi politikalarına katlanamamaya başladı. 1923 yılında eşiyle birlikte tekrar Paris’e gitti. Paris’te pek çok ünlü ressamla tanıştı. Bu yıllarda renklerin özgürce kullanımını keşfederek çoğunlukla sevgi ve neşe temalı konular işledi. Chagall’ın eserleri, genellikle Beyaz Rusya’da bulunan Vitebsk kasabasındaki yaşamı ve o bölgenin kültürüyle yoğurulmuş gibidir. Vitebsk’deki öz yaşamı Chagall’ın daima geri döndüğü temalardandı. Gelin hep birlikte renklerin ustası Marc Chagall’ın muhteşem eserlerini daha yakından tanıyalım.

Ben ve Köy (1911)

Chagall’ın Ben ve Köy isimli tablosunda Kübist etkiler görülür. Kübizm, nesne ya da karakterlerin hem iç hem de dış dünyasını bir arada yansıtmayı hedefleyen bir akımdır. Chagall aslında yaşamı boyunca hiçbir sanat akımına bağlı kalmamıştı. Bu çalışması kübizmin etkisinde olmakla birlikte Chagall’ın çocukluk anılarını yansıtan imgeler bütününden oluşuyordu. Resmin sağ üst köşesinde bulunan ters dönmüş evler, Yahudi halklarının yaşadığı kötü deneyimleri temsil eder. Resmin büyük bir bölümünü kapsayan inek figürü ise saflığı, temizliği ve dostluğu simgeler. Masumiyeti temsil eden ineğin karşısında Chagall, yeşil renkte kendi profilini yansıtır. Bu ilgi çekici detay; çürümeyi, yozlaşmayı ve insanlığın kötülüğünü temsil eder. Çünkü Chagall’a göre her rengin bir anlamı vardır. Yeşil ise zalimliği yansıtır.

Pencereden Paris (1913)

Fransız ressamlar 20. yüzyıl boyunca Paris’in şehir manzarasıyla birlikte Eyfel kulesini sıkça tablolarında işlemişti. Fakat Chagall’ın Pencereden Paris isimli çalışması bu tablolardan ayrılır. Paris, Chagall için toplumsal bir kaçışı temsil etmekle birlikte modernizmi de simgeliyor. Resmin sağ üst köşesinde görülen paraşütçü figürüyle, 1912 yılında dünyanın ilk başarılı paraşütle atlama olayına gönderme yapılmış. Tablodaki diğer motifler ise doğduğu ve büyüğü toprak olan Beyaz Rusya’dan izler taşıyor.

Gezinti (1917)

Marc Chagall, Bella Rosenfeld ile evlendikten sonra resimlerinde sıkça mutlu aşıklar temasını işler. Bu temanın işlendiği resimlerinden sadece biri olan Gezinti, hiç kuşkusuz kendi öz yaşam öyküsünün bir anını yansıtır. Resmin sol alt köşesinde bir piknik örtüsü, şarap ve kadehler görülür. Piknik sonrası Bella’nın mutluluktan havalara uçması resmedilmiştir. Gezinti’de yeşil renginin bol miktarda kullanılması dikkat çekicidir. Daha önce belirtildiği gibi Chagall için yeşil, kötülüğün temsilidir. Chagall ile Bella’nın mutluluğu kötülüğün arasındaki güzel olan tek şeydir.

Beyaz Çarmıha Geriliş (1938)

Marc Chagall’ın belki de en ünlü tablosu Beyaz Çarmıha Geriliş’tir. Bu resimde Yahudilikle ilgili pek çok sembol bulunur. Bunun sebebi de aslında yine Chagall’ın kendi yaşamında gizlidir. 1930’lu yılların dünyasında Yahudi karşıtlığı katliamlara varan bir boyuta ulaşmıştı. Geleneklerine bağlı bir Yahudi olan Chagall, Yahudilere yapılan zulme katlanamaz ve bu çalışmasıyla üzüntüsünü dışarı vurur. Resmin sağ üst kısmında Nazi askerleri göze çarpar. Yanar halde resmedilen sinagog ise Nazi baskısının sembolüdür. Marc Chagall, Yahudilere yapılan baskının sorumlusu olarak Hıristiyan dünyasını gösterir. Bu nedenle İsa’yı Yahudi şehidi olarak temsil eder. Resimde İsa imgesi geleneksel bağlamından koparılarak Yahudi kimliğiyle özdeşleştirilir. Bu ise Eski ve Yeni Ahit’e yapılan bir göndermedir.

Story Bi’ Tık Uzakta!

İçeriğimizin öne çıkan bölümlerini sosyal medya hesaplarınızda paylaşmak için hazırladığımız görselleri indirebilirsiniz. Bunun için Android ve iOS işletim sistemli akıllı telefonlarınızla paylaşmak istediğiniz story’nin üzerine basılı tutun ve gelen menü aracılığıyla görseli akıllı telefonunuza kaydedin veya paylaşın. Hepsi bu kadar!

Bu içerikler de ilginizi çekebilir:

Gustav Klimt ve 5 Muhteşem Eseri

Francisco Goya Kimdir? Goya’nın Hayatı ve Eserleri

Sanat Akımları Nelerdir? Akımlar ve Sanatçılar Hakkında